27 Mart 2017 Pazartesi

Basit Bir Veda, The Vampire Diaries

Naber millet?

Ben radyo voyage açtım, ŞU çalıyor, pişmaniye yiyip çay içiyorum. Keyfime diyecek yok anlayacağınız. Ah bir de omuzlarımdaki gerginliği atabilsem. Sizde de oluyor, değil mi? Hani o yük... Anı yaşayamama olayı.. Ah ah, insanoğlunun çare bulması gereken konulardan bir tanesi. Türkiye'nin yüzde kaçının psikolojik olarak sağlıklı diyebileceğimiz durumda olduğunu bir ara araştıracağım. Herkeste küçük küçük sorunlar... Hani psikolojimiz bozuk demiyorum ama stres bizi yiyip bitiren şey. Ama konumuz bu değil.

Konumuz.. Benim yaklaşık sekiz senem... Dost gibiydik, yoldaş gibi.. Onlar beni tanımazdı ama... Ağliyciğm... (Gerçekten de ağlamıştı.)
Bahsettiğim şey bir dizi. Benim en başından beri takip ettiğim, The Vampire Diaries . Her ne kadar Nina Dobrev gittikten sonra dizi yavaş yavaş değil.. Gayet hızlı bir şekilde yavanlaşsa da takip etmeye devam ettim.
Az biraz SPOİLER içerecek, demedi demeyin.


Ve sonunda finali yaptılar. Aslında bir bakıma iyi de yaptılar fakat bu ne hız... Son bölümü gerçekten, gerçekten hem çok sevdim hem nefret ettim. Çok sevdim çünkü duygusal bir kişiliğim var ve aramızda bir bağ vardı, ehe. Sevmedim çünkü...
Karakterler harcandı be.
Son bölüm o kadar aceleye gelmiş ki. Neden son üç bölümü kullanmadılar, yaydılar yaydılar da elin kıytırık sirenlerini, ana karakterlere son bölümü bıraktılar bilmem. Siren meselesi de bir şeye benzese. İkisi de gayet gıcık ve gereksiz karakterlerdi, bir gram sevemedim.

Harcananlara gelince... Bonnie ve Enzo en başta olmak üzere... Caroline ve Stefan... Çok kötüydü lan. Yani ancak böyle ilan edilebilir "Bizim reytingimiz azaldı da o yüzden bitiriyoruz" diye.

Ha ben dizinin sonunda boyuna ağladım.

Çünkü Enzo candır. Bence dizi boyunca var olan en güzel aşktı Bonnie ve Enzo'nun aşkı.

Zaten diziye gelen en iyi karakterler benim için, Klaus, Kai, Enzo üçlüsüdür. Gerisi tırt. Kai de karakter olarak iyiydi hani, onun olduğu bölümleri çok da sevdiğimden değil... Karakter güzel.

Matt'i oldum olası sevmedim. Atarlı ergen misali bakış açısıyla... Nina'yı gerçekten özlemişim, resmen dizinin rengiymiş kadın. Ki zaten oyunculuğuna hayran oluyorum. Ve evet, yine yedim Katherine'in oyununu, ehe. Öyle güzel işte oyunculuğu. Kısa saç da çok yakışmış, dimi ama...

Kısaca -evet kısa *-*- son sezonlar saçma da olsa, benim için çok güzeldi. Hani bir kitap bitirdikten sonra bile burkulur ya içi insanın, benimki de öyle şu an... Seni seviyorum Damon, seni seviyorum Vampir Günlükleri...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...