21 Ağustos 2017 Pazartesi

Kargo Hikayelerim ~

Ne zaman bir şeyler yazmaya çalışsam sırf girişi yapamadığım için bırakıyorum ama hayır, bu sefer değil. 

Ailelerimiz bizlere, internetin tehlikeli olduğunu söyler durur hep. Çoğunlukla -hatta çoğunluktan çok daha fazla- haklılar. Amma velakin, istisnalar olabilir. 

İnsanlara güvenme konusunda hem üstad olmuş hem de saklanacak yer arayan zıt ve uç noktalarda olan biri olarak, pişman olmadığım bazı şeyler var çok şükür. Bunlardan biri de arkadaşlıklar kurmak, internet üzerinden, evvet.

Yakın arkadaşlarımdan biriyle sadece iki defa yüz yüze görüştüm, farklı şehirlerde oturuyoruz ve yedi senedir çoğunlukla çevremde bulamadığım insanlardan daha tatlı geliyor bana. Onunla internetten tanıştım. Onunla ve diğer 4 arkadaşımla daha. Onlarla tanıştığıma hiç pişman olmadım, iyi ki varlar.

Blogger. Bloggerın bana kazandırdığı bir sürü insan daha var. Onlardan biri de One Better Dayy... Blogunu her zaman sevmişimdir ve yazması için vakti zamanında bol baskı yapmışımdır. Geçenlerde ondan bir kargo aldım. Evet. Bu bir, hava atma yazısıdır, hihihih. 
Kargomu aldığımda iş yerindeydim, yanımda da bir sürü insan var tabi. Herkes beklenmedik gelişme karşısında büyük masaya, başıma toplandı, aç aç nidaları havada uçuştu. Benim yüz ifademde gram kıpırdama yok ama, göreceksiniz, sanki her gün hayranlarımdan ayrı ayrı kargolar, hediyeler alıyorum. Öyle havalıyım. Kutuyu yanlarında yavaşça açtım, her şeyi tek tek inceledik. Sonra ben doldurdum kutuya kucakladım, sakince odama girdim. Ondan sonra göreceksiniz beni.. :D


O kadar güzel hediyeler vardı ki içlerinde, eve gidip tekrar incelerken gözlerimden kalpcikler fışkırıyordu.


Hepsini çektim.


Bursalı bardağı kitaplığıma koydum, sırf okuma keyfi için gönderilmiş kahvelerimi de içine yerleştirdim. Tabi ayraçlar da onun yanındaaa... Bardak altlıklarımın tatlışlığı da ayrı konu değil mi ama...



Nasıl da biliyor bana göndereceği kitabı seçmesini... Pesimist ruh hallerimde açıp açıp bakacağım bir kitap olacak sanırım, henüz okumadım ama.. ^^
Defter kullanma konusunda tam bir cimriyim, asla başlayamıyorum kıyıp da. Ama kedili olanı kullanmaya karar verdim. Bursa'lı olan kadife gibiyi... Ee.. Sanırım cimriliğimin kurbanı olacak ve saklanacak. ^^



Allah'ımmm.... Küpe sever bir insan olarak bu etnik minnoşlara ba-yıl-dım. Bilekliğim ona uyumlu. Kolye deseniz ayrı naif. Zaten el yapımı anahtarlığımı annem istedi, vermedim, veremem dedim. Dedi "Hediyeyi hediye etm.." Tabi ki sonra vazgeçti ehühühühü.




Benim eskiden peçete koleksiyonum vardı ama sonra o kadar eskidiler ki taşınırken attı sanırım annem, küçükken. Tam yeniden başlamalık peçetelerim oldu, hiii... :D
Magneti hemen yapıştırdım buz dolabına. (Gittiğim yerden aldığım magnetler de takıntıdır bu arada bende. *-*) 
Tütsü konusuna gelince.. Zaten lavantalı alıp denemek istiyordum ilk defa. Ama içine doğmuş olacak ki gönderdi bana. Tahtasını alır almaz yakacağım bir tane. ^^
Bursa evleri şeysini gördüğümde.. Şeysi diyorum çünkü ilk gördüğümde anlamadım işlevini, meğer kalemlikmiş, masamdaki yerini aldı bile. :D
Son olarak minik notum.
Keşke daha çok yazsaydı dedirtti bana. Ama her şey ayrı ayrı o kadar güzel ki, bir yazıya dökmesem içimde kalacaktı. Tekrar, çok çok teşekkür ederim sana One Better Dayy'cik. İyi ki varsın. Ama sanma ki yaz ısrarlarımdan kurtulacaksın, asla, rüşvet, kabul etmem, hihihihi . ^^


Bahsetmeden geçemeyeceğim bir insan da Yaz Yağmurları...

İlk tanıştığımızda konuşurken bir ara dergisini sordum ona, ben bulamayınca, bana dergiyle birlikte birkaç hediye yollamıştı. Defter, ayraçlar... Defterine zaten aşık olmuştum, hala en sevdiğim defterdir. O zaman neden yazmadım gerçekten bilmiyorum ama ona da ayrı ayrı teşekkür etmek istedim. İyi ki varsıııın. 


İyi ki varsınız. Kendi kalbinizin hafifliğinde, naifliğinde, hassaslığında kalplerle karşılaşmanız dileğimle. ^^

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...