17 Eylül 2017 Pazar

Bakış

Kendini kabullenemediğinden mi bu haldesin, seni kabullenmedikleri için mi? İlk çözülmesi gereken sorun budur belki de. Derdin ne? Hayattan ne istiyorsun? Hayattan bir şey istemek için hayata neler verdin? Sorulması gereken milyonlarca sorunun içinde zihnimden dökülenler şimdilik bunlar. Zaten konu dönüp dolaşıp boşluğuma gelmiyor mu?

Her sabah apayrı sebeplerle uyanmak isterdim. Her sabah bir sebeple uyanmak... Yaşamak için yaşamak mı, ölmek için yaşamak mı sendeki? Ne kadar yorucu olabilir ki?

Tutunmaya çalışmak ne kadar zor olabilir?

Hayatın hangi kısmındasın, yaşamının hangi noktasında? ‘Tutunmak için çabalayan, bir dal uzatsalar kırılacak olmasını umursamadan parmaklarınla tüm gücünle kavrayacağın’ dönem mi, ‘sabahları uyanıyorum ve hayattan, aldığım her nefesten keyif alıyorum, yandım, olgunlaştım ve artık huzurla ölebilirim’ dönemi mi yoksa bunlardan oldukça bağımsız ‘beni neden bu dünyaya bıraktılar, ben bu dünyaya ait değilim ki dedikten sonra bir köşeye çekilip insanları, nefes alan her canlıyı bir sebep aramadan incelediğin, zamanın akışı dışında her şeyden kaçtığın’ dönem mi? Bunlardan hangisindesin, hangisi sensin ve kaç yaşındasın?

Sen bu dönemlere neler ekleyebilirsin? Herkesin dönemi, dönümü, yalanı farklı. Yaşama tutunmak için söylenmiş insan başı kadar yalan.

Sonbahar da geldi...

Bir yalan bulmalıyım.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...